Beyin Tümörü

Beyin Tümörü Nedir?

Beyin tümörü, santral sinir sisteminde yer alan hücrelerin genetik ve moleküler düzeyde kontrolsüz proliferasyonu sonucu gelişen intrakraniyal kitle lezyonlarıdır. Primer tümörler glial, meningeal veya nöronal kökenli olabilirken, sekonder tümörler sistemik malignitelerin beyne metastazı ile oluşur.

Klinik tablo, tümörün histopatolojik alt tipine, anatomik lokalizasyonuna ve büyüme hızına bağlı olarak değişir. Artmış intrakraniyal basınç sendromu, fokal nörolojik defisitler ve epileptik nöbetler en sık bulgulardır. Tanı sürecinde ileri görüntüleme yöntemleri (özellikle kontrastlı manyetik rezonans görüntüleme) ve histopatolojik doğrulama kritik rol oynar.

Yetişkin insan vücudunun yaklaşık 30 trilyon (3×1013) insan hücresi içerdiği tahmin edilmektedir.

Hücre sayısı cinsiyet, yaş ve kilo gibi faktörlere bağlı olarak 20 ila 40 trilyon arasında değişkenlik gösterir. İnsan organizması çok çeşitli, ayrı ayrı görevleri olan hücrelerden yapılmıştır. Bu hücrelerin çok büyük bir kısmı tüm canlıların ortak özelliği olarak hayatımız boyunca büyür ve ölürler.

Ölen hücrelerin yerine sağlıklı hücrelerin bölünmesi ile yenileri gelir. Bu sayede organizmanın sağlıklı kalması ve görevlerini uygun şekilde yapması sağlanır. Hücrelerin yenilenmesi veya başka bir deyişle bölünmeleri milyonlarca yıllık evrim sonucunda çok sıkı kurallarla gerçekleşmektedir.

İnsanoğlu yaşamı boyunca bu düzen sorunsuzca işlemektedir. Bunun yanında hastalıklar, kalıtımsal etkenler ve çevresel etkenler veya her ikisi beraber hücrelerin fonksiyonlarını bozar. Bu durum hücrelerin büyüme kontrolünü kaybederek çok sık, hızlı ve olması gerekenden fazla sayıda bölünmesine neden olur.

Sonuç olarak bozulan hücre düzeni tümör diye ifade edilen hatalı kodlanmış hücre topluluklarını oluştururlar. Benzer durum beyin ve sinir sisteminin hücreleri içinde geçerlidir. Günümüzde her yıl yaklaşık 16.000 insanda beyin tümörü saptanmaktadır.

İyi Huylu ve Kötü Huylu Beyin Tümörleri

Beyin tümörler iki gruba ayrılır; iyi huylu (benign) ve kötü huylu (malign) davranış sergileyen tümörler. İyi huylu beyin tümörleri akibeti kötü olmayan gruptur. Genel olarak cerrahiyle çıkartılabilirler, tekrarlama oranları düşük ve sıklıkla etraftaki normal çalışan dokulara yayılıp onların fonksiyonlarını bozmazlar. İyi huylu beyin tümörlerin çoğunlukla iyi sınırları vardır. Buna karşılık beyin içindeki diğer normal dokulara bası yaparak onların normal çalışmasını engelleyebilirler.

Kötü huylu beyin tümörleri hırçın ve hızlı bölünen hücreleri içermektedir. Organizmayı tehdit ederler. Çevre normal dokulara yayılarak onların fonksiyonlarını bozarlar. Sıklıkla çevresindeki dokulara yayılarak beslenmeleri için gerekli olan maddeleri sağlıklı beyin dokusundan alarak ayakta kalırlar.

Santral sinir sitemi, kabaca beyin ve omurilikten oluşur. Beyin çok sıkı korunan kemik bir kutunun (kafatası) içinde olduğundan basınç değişikliklerine çok hassastır. Bu sebeple bazı iyi huylu tümörler de önemli beyin bölgelerine baskı yaparak hayati tehlikeye neden olabilirler.

Beyin dokusunun kendisinden köken alan tümörlere birincil (primer) beyin tümörü denilir. İkincil (sekonder) beyin tümörü ise beyin dokusu dışından gelişen veya bir kanserin beyne yayılması ile oluşur. Beyin tümörleri kaynağını oluşturan dokunun tipine göre adlandırılırlar. Beyin içerisinde en sık görülen birincil beyin tümörlerine Glioma adı verilir. Gliomalar beynin sinir hücreleri dışındaki destek hücrelerinden kaynaklanır.

Sık Görülen Beyin Tümörleri

Astrositomlar: Beyin, beyincik, omurilikte görülebilirler. Astrosit adı verilen yıldız şekilli ve küçük hücrelerden köken alırlar. Erişkinlerde genelde hemisferik (beyin yarım kürelerinde) yerleşirlerken, çocuklarda daha çok beyin sapında görülürler. Bu tümörlerde evreleme davranış şeklini göstermesi nedseniyle önemlidir. Birinci evredeki tümöre Pilositik astrositom, İkinci evredeki tümöre Diffüz astrositom, Üçüncü evredeki tümöre Anaplastik astrositom, Dördüncü evredeki tümöre Glioblastome Multiforme örnek gösterilebilir. 1. ve 2. evre tümörlere Düşük Gradeli, 3. ve 4. Evredeki tümörlere ise yüksek Grade’li tümörler denilir.

Epandimomlar: Çoğunlıkla beynin ventrikül denilen boşluklarının duvarını döşeyen hücrelerden kaynaklanırlar. Omurilik içinde de görülebilirler. Çocukluk ve genç erişkin çağında sık olmakla beraber her yaşta görülebilirler. Primer beyin tümörlerinin %2-9’luk kısmını oluştururlar. Beyin omurilik sıvısı içerisinde farklı bölgelere yayılım gösterebilirler. Küçük yaşta klinik bulgu veren ependimomların daha kötü gidiş gösterdiği düşünülmektedir.

Oligodendrogliomlar: Sinir hücre uzantılarını muhafaza eden myelin (yağ katmanını) üreten hücrelerden kaynaklanır. Yavaş büyürler ve etraf dokulara sıklıkla yayılmazlar. Orta yaşlarda daha sık görülen tümörlerdir. Primer beyin tümörlerinin %4-5’ini oluştururlar. Morfolojik ve radyolojik olarak değişik derecelerde kalsifikasyon gösterir.

Medullablastomlar: Son çalışmalarda bu tümörlerin doğumdan sonra vücutta kalmaması gereken primitif (gelişen) sinir hücrelerinden kaynaklandığı gösterilmiştir. Çoğunlukla serebellum (beyincikte) gelişirler. Sıklıkla çocukluk çağında ve erkeklerde daha fazla görülürler. Primer beyin tümörlerinin %4-10’unu oluştururlar. 20 yaş altında görülen beyin tümörlerinin ise %15-20’sini oluştururlar.

Menengiomlar: Meninks denilen beyin zarlarının bir alt grubundan gelişir. Yavaş büyüyen ve genellikle etraf dokulara yayılmayan tümörlerdir. Bu sebeple beyin dokusu bu tümörlerin varlığına uyum sağlayabilir ve büyük boyutlara ulaşana kadar fark edilmeyebilirler. Genellikle 30-50 yaşlarında kadınlarda görülürler. %95 den fazlası iyi huyludur. Beyin tümörlerinin %15’ini oluştururlar.

Kraniofarengiomlar: Hipofiz bezinin bulunduğu bölgede gelişirler. Genellikle iyi huyludurlar ancak bazen etraf dokulara fazla zarar verebilir ve çevre dokulara yapışık olabilir. Bu nedenle iyi huylu tümör olarak düşünülmezler. Çocuk ve gençlerde daha sıktırlar.

Pineal bölge tümörleri: Pineal bez, Beynin ortasında, derinde yerleşimli küçük bir organdır. Bu bezden kaynaklanan tümörlerdir. Yavaş ve hızlı büyüyen iki tipi vardır. Çocukluk yaşta görülen beyin tümörlerinin %3-8’ini, erişkin yaşta ise %1’inden daha azını oluştururlar. Maalesef bu bölge tümörlerinin yaklaşık %80’i malign karakterdedir.

Beyin sapı tümörleri: Çocuk çağında daha fazla görülen yaygın tümörlerdir. Pediatrik çağda görülme oranı %10-20’yi bulmaktadır. Görülme yaşı ortalama 3-9’dur. Beyin sapı tümörleri arasında gliomlar özellikli bir grubu oluştururlar.

Köşe Tümörleri: Beyincik ve beyin sapının birleşim noktası “köşe” olarak ifade edilmektedir. Bu bölgede çeşitli tümör tipleri görülebilir. Ancak köşe tümörü denilince ilk akla gelenb tümör tipi schwannomlardır. Sekizinci kafa sinirinin (işitme ve dengeden sorumlu olan vestibulokoklear sinir) kılıf tümörüdür.

Genellikle iyi huylu, yavaş büyüyen tümörlerdir. İşitme ve denge sinirini etkileyerek duyma ve denge problemlerine neden olurlar. Tümör büyüdükçe yüzün duyusunu alan sinire bası yaparak yüzde uyuşmaya ve hidrosefaliye neden olabilir. Ayrıca yüz felcine ve hatta beyin sapına bası yaparak hayati tehlikeye neden olabilirler.

Genellikle tek taraflı görülürler. Ancak bazı sendromik durumlarda iki taraflı görülebilirler. Nörofibromatosiz tip 2 denilen kalıtsal bir hastalıkla beraber iki taraflı köşe tümörleri görülebilir. Tek taraflı olan tipi beyin tümörlerinin %8’ini oluşturmaktadırlar.

Her yıl 100.000 kişiden birinde bu tümör görülmektedir. Erken tanı ciddi sorunlar çıkmadan tedavi edilebilme olanağı sağlar. Hastaların %70 inde ilk şikayet işitme kaybıdır. Baş dönmesi, baş ağrısı, çınlama da sık görülen şikayetlerdir.

Daha büyük tümörlü hastalarda yüz felci, çift görme, yutma güçlüğü, yüzde ağrı ya da uyuşma görülebilir. İşitme kaybının derecesini saptamak için özel testler yapılmaktadır. Bu tümörden şüphelenildiği durumlarda MR çekilerek tanı netleştirilir.

Metastatik Tümörler: Metastaz bir kanserin farklı bir dokuya giderek orada çoğalmasıdır. Başka bir organdaki kanser hücrelerinin yayılarak beyne ulaşması durumunda ortaya çıkan tümörlere ikincil beyin tümörü denir. Beyine yayılmış kanser hücreleri asıl odak olan kanserin aynısıdır. Akciğer kanseri beyne yayılırsa buna metastatik akciğer kanseri denilir. Çünkü patolokij incelemelerde beyindeki metastatik tümörün hücreleri akciğer hücrelerine benzer. İkincil beyin tümörlerinde tedavi kanserin başlama yerine, yayılımının derecesine, hastanın yaşına o anki sağlık durumuna ve ilk hastalığı için uygulanan tedaviye verdiği yanıta göre değişkenlik gösterir.

Beyin Tümörü Belirtileri

Beyin tümörleri klinik belirtilerini tümörün türüne, büyüklüğüne ve beynin hangi bölgesinde geliştiğine bağlı olarak gösterir. En sık görülen belirtiler şunlardır:

  • Baş ağrısı: Özellikle sabahları daha yoğun, zamanla şiddeti artan ve klasik ağrı kesicilere dirençli olabilir.
  • Nörolojik defisitler: Görme bozuklukları, çift görme, konuşma güçlüğü, dengesizlik, güçsüzlük veya uyuşma gibi odaklanmış bulgular ortaya çıkabilir.
  • Nöbetler: Yeni başlangıçlı epilepsi nöbetleri beyin tümörünün ilk belirtisi olabilir.
  • Bilişsel değişiklikler: Konsantrasyon güçlüğü, hafıza kaybı, kişilik değişiklikleri veya ruhsal dalgalanmalar görülebilir.
  • Mide bulantısı ve kusma: Artmış kafa içi basıncı nedeniyle özellikle sabah saatlerinde kusmalar meydana gelebilir.

Beyin Tümörü Neden Olur?

Beyin tümörlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte genetik yatkınlık, hücresel DNA hasarları ve çevresel faktörlerin kombinasyonu etkili olmaktadır. Kalıtsal tümör sendromları (örneğin Li-Fraumeni sendromu),iyonize radyasyon maruziyeti ve bazı bağışıklık sistemi bozuklukları risk faktörleri arasında yer almaktadır. Ayrıca, hücrelerin kontrolsüz çoğalmasına yol açan gen mutasyonları ve onkogenlerin aktivasyonu da tümör gelişiminde kritik rol oynar.

Beyin Tümörü Nasıl Teşhis Edilir?

Beyin tümörlerinin tanısında ilk adım ayrıntılı bir nörolojik muayenedir. Görsel alan, refleksler, denge, koordinasyon ve bilişsel fonksiyonlar değerlendirilir. Ardından görüntüleme yöntemleri kullanılır: Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) tümörün boyutunu, yerleşimini ve çevre dokulara etkisini göstermede altın standarttır. Bilgisayarlı Tomografi (BT),özellikle acil durumlarda veya kalsifikasyonları saptamak için tercih edilebilir. Kesin tanı için ise biyopsi yapılarak histopatolojik inceleme gerekir.

Beyin Tümörü Tedavisi

Günümüz dünyasında Tıp teknolojisindeki hızlı ilerlemeler tümör tanı ve tedavisinde hızlı gelişmeleride beraberinde getirmektedir.

Beyin tümörlerinde tedaviyi etkileyen birçok faktör vardır. Özellikle tümör tipi, yerleşim yeri, büyüklüğü ve hastanın durumudur. Çocuklar ve erişkinlerdeki seçenekler birbirinden farklılık gösterebilir. Her hasta kendi özelinde bir tedaviye alınır.

Beyin tümörlerinde seçeneklere bakacak olursak cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi ilk akla gelir. Ancak günümüzde bağışıklık sistemini güçlendiren ilaçlar, tümör genetik yapısı ile ilgili aşılar gibi birçok farklı tedavi seçeneği kullanıma girmiştir. Hastanın tedavisi için birçok yöntem bir arada kullanılabilir. Hastanın tedavisi genellikle bir ekip tarafından yürütülür. Beyin cerrahı, tıbbi onkolog, radyasyon onkoloğu, radyoloji uzmanı ve patolog bu ekibin önemli unsurlarıdır.

Beyin Tümörü Ameliyatı

Çoğunlukla beyin tümöründe cerrahi ilk tedavi seçeneğidir. Patolojik tanı cerrahi sonrası diğer tedaviler için mihenk taşıdır. Mümkünse cerrah tümörün tamamını çıkartmaya çalışır. Her zaman bu mümkün olmayabilir. Çevre sağlam dokuya zarar vermeden tümörün tamamı çıkartılamıyorsa geride tümör bırakılabilir. Kısmi tümör çıkarılması kafa içi basıncını azaltacağı için hastanın şikâyetlerinin azalmasına ve radyasyon veya ilaçla hedeflenecek tümör dokusunun daha az olmasına yardımcı olur.

Bazı tümörlerde cerrahi olarak tedavi mümkün olmaz. Patolojik tanı gerekli olduğu için cerrah biyopsi yapabilir. Patoloji tedavinin şekillendirilmesinde önemli bir bilgi kaynağıdır. Biyopsi açık cerrahi ile yapılabildiği gibi genel durumu buna izin vermeyen hastalarda özel sistemler kullanılarak bir iğneyle de yapılabilir.

Hastaların başına özel bir çerçeve (Frame) takılarak MR ve/veya BT görüntüleri alınır. Bilgisayarda tümör dokusunun kafa içindeki kesin yerleşim yeri koordinatları ile belirlenir. Bu sayede kafatasına küçük bir delik açılarak biyopsi iğnesi doğrudan tümöre hedeflenir ve biyopsi alınır. Bu tekniğe stereotaksik biyopsi denilir.

Beyin Tümörlerinde Radyasyon tedavisi

Radyasyon tedavisi (radyoterapi) tümörün alt tipine göre farklı şekillerde uygulanabilir. Bu yöntemde hastalara genellikle birkaç hafta boyunca ışın tedavisi verilir. Tedavinin süresi, tümörün türüne ve boyutuna bağlı olarak değişir. Radyasyonun küçük dozlarda ve uzun süreye yayılmış şekilde uygulanması, sağlıklı dokuların zarar görmesini azaltır. Radyasyonla ilgili bir diğer yöntem ise, radyoaktif maddenin cerrahi olarak doğrudan tümör içine yerleştirilmesiyle gerçekleştirilir.

Radyocerrahi ile Beyin Tümörü Tedavisi

Stereotaktik radyocerrahi tedavisi uygun hasta seçimi ile yapılabilir. Tek seansta yapılır. Farklı birçok açılardan gönderilen radyasyon sadece tümör dokusunda yüksek doza ulaşır. Bu şekilde normal beyin dokusunun aldığı radyasyon çok az olur. Bu yöntemlere örnek Gamma Knife ve Cyberknife örnek gösterilebilir. Kısa sürede etkili, sağlam doku korunurluluğu yüksek bir tedavi yöntemi sağlar. Bu yöntemlerde tümör boyutlarının belli boyutlarda olması gerekmektedir. Her tümör hastası bu tedaviye uygunluğunu iyi değerlendirmek gerekir.

Kemoterapi kanser hücrelerini öldürmek için kullanılan ilaç uygulama metodlarıdır. Tek bir ilaçla veya birçok ilacın çeşitli dozlarda birleşimi ile uygulanabilir. Tedavi ağızdan veya damardan olabileceği gibi doğrudan omurga içindeki beyin omurilik sıvısına verilerek de yapılabilir.

Tüm bu tedavi şekillerinden biri veya birkaçı ile tedavisi yapılan hastalar, belirlenen zamanlarda kontrollere gelirler. Kontrollerde hastanın fizik muayenesi, kan tetkikleri ve sıkça PET, BT veya MR görüntüleri ile tümördeki değişimler takip edilir. Elde edilen verilere göre tedavi rejimi devam eder veya değiştirilir.

Beyin Tümörü Olan Hasta Ne Kadar Yaşar?

Yaşam süresi; tümörün tipine (örneğin glioblastom, meningiom, astrositom),evresine, hastanın yaşı ve genel sağlık durumuna göre değişir. Düşük dereceli (low-grade) tümörlerde yaşam beklentisi uzun yıllara yayılabilirken, yüksek dereceli malign tümörlerde prognoz genellikle daha sınırlıdır. Modern cerrahi teknikler, radyoterapi ve kemoterapi seçenekleri ile yaşam süresi ve yaşam kalitesi belirgin şekilde uzatılabilmektedir.

Beyin Tümörü Nerelerde Ağrı Yapar?

Beyin tümörüne bağlı ağrı genellikle baş ağrısı şeklinde hissedilir. Ancak tümörün yerleşim yerine göre ağrı farklı bölgelerde yoğunlaşabilir. Örneğin, frontal lob tümörleri alında ve göz çevresinde basınç hissine yol açarken, posterior fossa tümörleri ensede ve boyunda ağrı yapabilir. Ağrı genellikle künt, sürekli ve giderek şiddetlenen bir karaktere sahiptir.

Beyin Tümörü Baş Ağrısı Nasıl Olur?

Beyin tümörüne bağlı baş ağrıları sıradan migren veya gerilim tipi baş ağrılarından farklıdır. Genellikle sabahları daha şiddetlidir, çünkü gece boyunca yatış pozisyonunda beyin omurilik sıvısı dolaşımı yavaşlar ve kafa içi basınç artar. Öksürme, eğilme, hapşırma gibi kafa içi basıncı artıran manevralarla ağrı kötüleşebilir. Ayrıca ağrı zamanla giderek şiddetlenir ve ağrı kesicilere yanıt vermemesi tipik bir özelliktir.

Prof. Dr. Gökhan Kurt
Hasta Görüşleri
Hakkımda Hakkımdaİletişim İletişimWhatsapp Whatsapp
Prof. Dr. Gökhan KurtProf. Dr. Gökhan KurtBeyin ve Sinir Cerrahisi
+90312 292 99 00
+90536 613 79 97